Ekim 16, 2008, 01:17:08 *

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Son Konular Giriş Yap Kayıt  






Reklam vermek için tıkla
(Aylık 50 YTL)
Reklam Alanı
Bu Alana Reklam Verebilirsiniz
www.xvidmania.com
Reklam vermek için tıkla
(Aylık 50 YTL)
Reklam Alanı
Bu Alana Reklam Verebilirsiniz
www.xvidmania.com
Reklam vermek için tıkla
(Aylık 50 YTL)
Reklam Alanı
Bu Alana Reklam Verebilirsiniz
www.xvidmania.com
Reklam vermek için tıkla
(Aylık 50 YTL)
Reklam Alanı
Bu Alana Reklam Verebilirsiniz
www.xvidmania.com
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Tarihin Karaladığı Büyük Han Sultan Vahideddin  (Okunma Sayısı 509 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
LoCK_MaN
Cul De SaC
Master MaNiaCı
******

Rep Gücü: 61
Rep: 60


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1.517



Üyelik Bilgileri
Durumum:

« : Şubat 21, 2007, 15:21:19 »


Son Osmanlı pâdişâhı ve İslâm halifesi Sultan Birinci Abdülmecid Hanın ogullarının en küçügüdür. Annesi Gülistû Sultan’dır. 2 Şubat 1861 târihinde dogdu. Çok küçükken anne ve babasını kaybetti. Agabeyi İkinci Abdülhamid Han tarafından büyütülüp, himâye edildi. Çok zekî olup fıkıh bilgisinde pek ileriydi. 4 Temmuz 1918’de agabeyi Sultan Reşâd’ın vefât ettigi gün pâdişâh ve halife oldu.

Saltanata geçtiginde ordu ve donanmaya bir Hatt-ı Hümâyun göndererek Başkomutanlıgı üzerine aldıgını bildirdi. Enver Paşanın Başkumandan Vekili ünvânını Başkumandanlık Kurmay Başkanı şekline çevirdi. Tahta geçişi dolayısıyla hazırlanan Hatt-ı Hümâyunda Pâdişâh: Kabinede adâletin dagıtımı ve güvenligin saglanması husûsunda daha fazla gayret harcamasını, zaruri gıdâ maddelerinin ucuzlatılması için acele tedbir alınmasını, ögretimin arttırılmasını, siyâsi suçluların af edilmesini, savaş bölgesi dışındaki sıkıyönetimin kaldırılmasını, devlet hizmetinde çalışacak olanların nâmuslu kimselerden seçilmesini, kânûni bir sebep olmadıkça kimsenin işinden uzaklaştırılmamasını istedi.

Bu istekler ve yeni icraatı pâdişâhın devlet işlerinde ve memleket meselelerinde aktif bir yol tutacagının açık bir deliliydi. Ancak bu sıralarda Birinci Dünyâ Savaşının korkunç neticeleri alınmak üzereydi. Nitekim 30 Ekim 1918’de Mondros Mütârekesi imzâ edilerek, Birinci Dünyâ Harbi, maglubiyetimizle bitti.

Mütârekeye imzâ koyan delegeler, 10 Kasım 1918’de saraya arz-ı tâzim için geldiklerinde pâdişâh bunları kabul etmedi. Mütârekeden hemen sonra Osmanlıları Birinci Dünyâ Savaşına sokan Talât, Enver ve Cemâl Paşalar 3 Kasımda yurt dışına kaçtılar. 24 Kasım 1918’de Pâdişâh Daily Mail Gazetesi muhâbirine beyânat verdi. Daha sonra Times Gazetesi’nde de yayınlanan bu beyânatta, Osmanlıların Dünyâ Savaşına girmeleri sorumlulugunu İttihat ve Terakki Fırkasına yüklüyor, bu suretle felâkete onları sebep gösteriyordu. Bu beyânatında:“Osmanlı Devletinin harbe katılması âdetâ bir kazâ neticesidir. Eger siyâsî vaziyetimizle cografi durumumuz ve millî menfaatlarımız ciddî sûrette nazarı dikkate alınsaydı, vukû bulan teşebbüsün aslâ mâkul olmadıgı açıkça anlaşılırdı. Maalesef o zamanki hükûmetin basiretsizligi bizi bu bâdireye sürükledi ve felâketimize sebep oldu. Eger ben Makam-ı saltanatta bulunsaydım, bu elim vak’a katiyyen husûle gelmezdi. ’’demiştir.

Neticede İttihatçı liderlerin baskısından kurtulan Sultan Vahideddîn’in elinde ancak düşmanlara teslim edilmiş bir milleti idâre etmek kaldı.

16 Mart 1920’de Îstanbul İtilâf devletleri tarafından işgâl edildi. Yunanlılar İzmir’e, İtalyanlar Güneybatı, Fransızlar da Güney Anadoluya girdiler.Vahideddîn Han 11 Mayıs 1920’de düşmanların hazırladıgı ve Anadolu’nun işgâlini ihtivâ eden Sevr Antlaşmasını bütün baskılara ragmen imzâlamadı. Osmanlı ordusu tamâmen lagvedildi. Medîne muhâfızı Fahri Paşa, on ikinci ordu kumandanı Ali İhsan Paşa ve Harbiye Nâzırı Mersinli Cemâl Paşa gibi degerli kumandanlar Malta’ya sürüldüler. Yalnız pâdişâhın şahsını korumak için, yedi yüz kişilik maiyyet’i seniyye kıt’ası bırakıldı. Sultan bu taburu, Ayasofya etrâfındaki sipere sokup câmiye çan takmak veya müze yapmak isteyenlere ateş ediniz emrini verdi.

İşgâl altındaki Îstanbul’dan vatanın kurtarılmayacagını anlayan Vahideddîn Han, güvendigi kumandanları Anadolu’ya göndermek istedi. Ancak bunlar;(Dünyâya karşı harp edilmez. Bu iş olmaz.) diyerek gitmeyi reddettiler. Sultanın, kurtuluşun Anadolu’dan gerçekleşecegine ümidi tamdı. Bir ara kendisi gitmeyi düşündüyse de İngilizler;’’ Eger Anadolu’ya geçersen Îstanbul’u Rumlara işgal ettirir, taş üstünde taş bırakmayız.’’ Diyerek engellediler. Bunun üzerine bir gün saraya çagırdıgı Mustafa Kemâl’i;’’Paşa, paşa! Şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin. Bunları unutun. Asıl şimdi yapacagın hizmet hepsinden mühim olabilir. Devleti kurtarabilirsin.’’ Sözlerinden sonra, büyük yetkilerle Anadolu’ya gönderdi.

Vahideddîn Han, bundan sonra Îstanbul’daki işgâl kumandanlarını oyalamak ve Anadolu’daki mücâdeleyi gözden uzak tutmak için türlü siyâsî gayretler içine girdi. Fakat İngilizler de Türk birligini parçalamak için pâdişah aleyhine çalışmaktan geri kalmadılar ve aleyhine kampanya başlattılar. Yegâne arzuları pâdişahı milletin gözünden düşürmekti. Nitekim bunda ısrar eden İstanbul’daki İngiliz işgâl kuvvetleri, 17 Kasım 1922 Cumâ günü halîfeyi baskı ve silah zoruyla Dolmabahçe Sarayından motora alarak Malaya harp gemisine bıraktı. Bu gemi, son Osmanlı pâdişahı ve İslâm halîfesini, İngilizlerin Türk aydınlarını sürdükleri Malta Adasına götürdü. Vahideddîn Han, acı ve sıkıntı içinde geçen bir sürgün hayâtından sonra, 16 Mayıs 1926’da İtalya’da vefât etti. Cenâzesi Şam’a getirilerek Sultan Selim Câmii Kabristanına defnedildi.

Vahideddîn Han, çok akıllı ve çabuk kavrayışlıydı. Arada Sultan Reşâd olmayıp da, İkinci Abdülhamîd Handan sonra tahta çıksaydı, İttihat ve Terakki hükûmetinin hatâlarını önleyecek, felâketlerin önüne geçecek kudret ve idâre sâhibiydi. Mala, dünyâya düşkün olmadıgı güzel ahlâklı ve eşi az görülebilecek kadar fazla nâmuslu oldugu vesîkalarda göze çarpmaktadır. Çok sevdigi vatanından koparken yanında şahsî ve pek cüz’î mal varlıgından başka bir şey götürmedigi, ayrılmasının üzerinden henüz dört yıl geçmeden vefâtında kasaba, bakkala ve fırına olan borçlarından dolayı 15 gün tabutunun kaldırılmamış olmasından da anlaşılmaktadır.

Vahideddîn Hanın vatanının ve milletinin ugradıgı felâketler karşısında neler düşündügü ve neler hissettigi kayıtlara geçmiş şu hadîseden çıkarılabilir. 1919 senesi Ramazanında bir sabah Yıldız Sarayında yangın çıkar. Kısa zamanda büyüyen alevler, sultanın geceleri kaldıgı dâireyi de sarar. O geceyi tesâdüfen Cihannümâ Köşkünde geçirmiş olan Vaideddîn, yangını haber alınca, üzerine pardesüsünü giyerek dışarı çıkar. Köşkün önünde hiç telaş göstermeden yangını seyrederken çevrede aglayanları görünce gözleri yaşararak; ’’Benim vatanım ateş içinde, onun yanında bunun ne kıymeti var.’’ Demekten kendini alamaz.
Logged

§§§§§§§§§_§§§___§§§_§§§§§§§§§_§§§__§§§_§§§_§§§___§§§_§§§§§§§
___§§§____§§§___§§§_§§§___§§§_§§§_§§§_______§§§_§§§__§§§
___§§§____§§§___§§§_§§§§§§§§§_§§§§§§___§§§____§§§____§§§§§§
___§§§____§§§___§§§_§§§__§§§__§§§_§§§__§§§____§§§____§§§
___§§§____§§§§§§§§§_§§§___§§§_§§§__§§§_§§§____§§§____§§§§§§§ 

myserhat
Tam MaNiaCı
***

Rep Gücü: 4
Rep: 0


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 101


Üyelik Bilgileri
Durumum:

« Yanıtla #1 : Mart 08, 2007, 09:55:17 »

nediimm,o dönemlerdeki entrikalar aşar bizi...
Logged
mad_man87
Bağımlı MaNiaCı
****

Rep Gücü: 12
Rep: 3


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 323



Üyelik Bilgileri
Durumum:

« Yanıtla #2 : Mart 14, 2007, 22:35:34 »

kesinlikle bu karalamalr türk düşmanı devşletlerin kışkırtmasıyla cıkarılmış birşeydir
Logged
zymek55
ßu aLémdé $ékL! ßén k0yar ßén ç!zér!m 0yunu ßén ßa$Latr ßén ß!t!r!rm !ş!né qéLméssé ''qamé owér'' вiттiη вєиiм içiи ...
Bağımlı MaNiaCı
****

Rep Gücü: 15
Rep: 4


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 379



Üyelik Bilgileri
Durumum:

« Yanıtla #3 : Ağustos 17, 2007, 16:03:59 »

ya arkadaşım tarihin karaladığı falan yok onu biz kınıyoruz tamam mı onun yaptığı çok şey war

osmanlı dewletini nerdeyse satacaktı adamlara ya yazdığın konuyu da okumadım ama kusura


bakma yani ben biliyorum onun nasıl birisi olduğunu ama paylaşımın için teşekkürler
Logged

ne olduğunu bilmeden giriverdi içime ..

sanki yerini biliyomuş gibi oturdu kalbime..

kilitledi bide oraya kendini..

çıkmıyo..

git diyorum..

gitmiyo..

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

İstatistikler
Üye: 31.103
Mesaj: 146.532
Konu: 7.819

Son Üyemiz yok edici
XviDMania'ya Hoşgeldin
Mania Menü
Yerli Filmler
Yerli Diziler
Yabancı Diziler
CCF & Cryptload

Son 10 Konu
- Dokuz Dağın Efesi - Tanju Korel
- Arap Abdo (1973) Kadir Inanir - Bilal Inci
- Unutama Beni - Serdar Gökhan, Hale Soygazi [XVID, 1974]
- Sahipsizler - Kadir Inanir
- Samanyolu (1967) Ediz Hun - Hülya Koçyiğit / Orjinal VCD rip
- Aclik - Türkan Soray [ VCD, 1974 ]
- Salvar Davasi - Sener Sen, DVD rip
- Hazreti Yusuf - Yasar Yagmur, Erdeniz [ XVID, 1973 ]
- Kanun Adamı (1972) Ayhan Işık - Salih Güney - Seyyal Taner
- Azad Kuşu 1972 Hülya Koçyiğit - Tarık Akan - Ömercik
Reklam



Toplistler



Dost Siteler
AlemSanaL
CixForuM
Mevzu Forum

Smf Kardeşliği.Com
smf.gen.tr aracılığı ile SMF kullanan siteler arasında yaptığımız SMF Kardeşliği listemizi görmek ister misiniz?

Bu site SM Forumlar Birliğinin Üyesidir
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.6 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks

|Site Map|Sitemap | Arsiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.115 Saniyede 31 Sorgu ile Oluşturuldu

Google ve orumceklerin son ziyareti Dün 21:51:27