KURBAN BAYRAMI
Saygı değer okurlarım, Bu köşe yazımda, sizlere yaklaşmakta olan kurban bayramından bahsedeceğim. Kurban kesmek vaciptir, Sevgili Peygamber Efendimizin şahsında bütün ümmetinin, dinen zengin sayılabilen, yani 81 gram altını olan veya parası olan, her kesin kurban kesmesi vaciptir. Hali vakti yerinde olup ta, kurban kesmeyenlere, bakınız Sevgili Peygamber Efendimiz, onlar için ne buyuruyor. “ Hali vakti yerinde olup ta, kurban kesmeyenler, bizim namazgahımıza yaklaşmasınlar.” Buyurarak, yollarının, kendi yollarından ayrıldığına dikkatimizi çekmektedir.
Eğer, evin hanımın kolunda bilezik, takılar, ziynetler varsa, miktarı da 200 gram gümüş veya 81 gram altına eş değerde ise veya para varsa, ev hanımın da, kurban kesmesi vaciptir. Kurban ibadeti, bizleri Yüce Rabbimize yakınlaştırmaktadır. Hiçbir zaman unutmayalım ki, kesmiş olduğumuz kurbanların, ne eti, ne kanı, ne de başka bir yeri, Allaha ulaşmaz. Cenabı Hakka, ulaşan tek şey, bizlerin takvasıdır. Kurban keserek, bir çok belayı, musibeti başımızdan da, def etmiş oluyoruz. Bir sonraki seneye kadar, başımızın, gözümüzün, çocuklarımızın, evimizin, ailemizin velhasıl kelam, bizlerin koruyucusudur. O kurban, bizler için bir zırhtır, bir kalkandır.
Kurbanı eğer, biz kesebiliyorsak, kendimiz kesmeliyiz, kesemiyorsak, bu işlerden iyi anlayan ve güvendiğimiz bir kişiye vekalet vererek, kestirebiliriz. Ama mutlaka, keserken, BİSMİLLAHU EKBER denilmelidir. Eğer bu lafzı söylemesek, kesilen kurban, mundar olur, yenilmesi, kesinlikle haramdır. Ortak olarak, bir danaya veya deveye, yani büyük baş hayvana, yedi kişiye kadar ortak olabiliriz. Yalnız ortaklarımızı, iyi seçmeliyiz, bu ortaklardan biri veya bir kaçı, kurban niyetiyle değil de, et niyeti düşüncesiyle, eğer kurban da, bizlere ortak olmaya kalkışmışsa, o kesilen hayvan kurban olmaz, bütün ortakların, kurbanı ifsat olur, bu sebeple, kurbanımıza ortak olacak kişileri iyi seçmeliyiz, onları yakinen tanımalıyız.
Kurbanımız kesilirken, mutlaka yanında bulunmalıyız. Sevgili Peygamber Efendimiz, bu hususa işaret ederek, kızı fatıma ya buyurdular ki,” Ey fatıma, kurbanın kesilirken mutlaka yanında bulun, zira bu kurbanın ilk kanı yere düştüğünde, Cenabı Hak, geçmiş küçük günahlarını af eder. “ diyerek, bu hususa bütün ümmetinin dikkatini çekmiştir. Kurban kesildiğinde, hemen iki rekat şükür namazı kılacağız, o çok kıymetli olan anda, rahmet ve mağfiret kapılarının açıldığı o zaman içerisinde, Yüce Rabbimize, yalvaracağız, isteyeceğiz, tövbe edeceğiz.
Kurban etini üç parçaya ayıracağız, bunlardan üçte birini fakirlere dağıtacağız, üçte birini eve ayıracağız, geriye kalan üçte birini ise gelen misafirlere ikram edeceğiz. Bayramlar, bizlerin kucaklaştığı, büyüklerin ellerini öptüğümüz, anne ve babamızın evine giderek ziyaret ettiğimiz, mübarek günlerden biridir. Bu günleri iyi değerlendirelim, mümkünse arife günü oruç tutalım. Bu günler, valizimizi alıp, çoluk çocuğumuzla yurt dışına tatile kaçma günleri değildir. Artık ülkemizde bayram denilince, şu son on beş yıl içerisinde, tatil yerlerine kaçma günleri olarak maalesef algılanmaya başlandı. Birlik ve beraberlik, kucaklaşma ve barışma, büyükleri ziyaret etme ve onların ellerini öpme hasleti, ne yazık ki, rafa kaldırıldı, bizler bu duyguların, raftan indirilmesi mücadelesi verirken, basın yayın organları, bu zaman içerisinde, tatil yerlerini özendirerek gösterme gayretleriyle bütün hızıyla devam etmektedir.
Kesmiş olduğumuz kurbanın derisini, istediğimiz kişiye veya kuruluşa verebiliriz. Dinimiz bu yetkiyi, kurbanı kesene vermiştir, hiçbir kimse ve kuruluş, kesmiş olduğumuz kurbanın derisini, elimizden zorla alamaya yetkili değildir. Eğer istersek, kesmiş olduğumuz, kurbanın derisini kurutarak, seccade olarak kullanabiliriz.
Çeşitli yardım kuruluşlarına, eğer güveniyorsak, orada faaliyet gösteren kişileri yakından tanıyorsak, kurbanlarımızı bu teşkilatlara ve yardım kuruluşlarına da verebiliriz, hiçbir sakıncası yoktur, dinen caizdir.
Evet saygı değer okurlarım, bir yazımızın sonuna daha gelmiş bulunuyoruz, Şimdiden bütün okurlarımın, Kurban bayramlarını kutlar, büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperim. Yüce Rabbimiz, bizleri nice bayramlara ulaştırmasını niyaz ederim. Sayın okurlarım, arife günü sabah namazından başlayarak, kurban bayramın dördüncü günü, ikindi namazına kadar, her farz namazların sonunda, okunması gereken, söylenmesi vacip olan teşrik tekbirlerini lütfen sakın unutmayalım.
Bu yazımızın hediyeli sorusunu, hemen siz değerli okurlarımıza soralım bakalım, kaç kişi bilecek, SORU: Yüce Rabbimizin, Sevgili Peygamberimize, kurban kesmesini emrettiği surenin adı nedir? Cevabını bilenler, şahsımı 0 505 811 93 31 cep telefonundan ulaşabilirler, veya
fikretgursoy38@mynet.com dan ulaşabilirler, veya
weqa38@hotmail.com MSN adresinden de şahsıma ulaşabilirsiniz. Sorunun cevabını bilenler içerisinde çekilecek kurada, hangi talihli okuruma, hediye çıkarsa, çok kısa zamanda, hediyesi kendisine ulaştırılacaktır.
Hepinize saygı ve sevgilerimi sunarım…..