|
killerofback
Ziyaretçi
|
 |
« : Mart 02, 2007, 20:28:06 » |
|
Ayhan Yılmaz Galatasaray'ı sordu, Fanatik yazarı ve TV yorumcusu Gökmen Özdenak cevapladı. Gerets’le daha önce anlaşma sağlanmış olsaydı, Galatasaray bugün Lig’de Fenerbahçe’nin üzerinde yer alır, Kupa’da da yoluna devam ederdi. Forvette İliç haricinde bireysel yetenekleriyle tek başına var olabilecek futbolcu yok. Arda, son dönemde geriye sarmaya başladı, dikkat.
Gerets’e haksızlık mı ediliyor, yoksa Belçikalı teknik adam kendine destek verenleri hayal kırıklığına mı uğratıyor? Takım olmak, sadece sahada mücadele etmekle sınırlı değildir. Takım, yönetiminden teknik kadrosuna, futbolcusundan taraftarına kadar bir bütünlük sunmalı. Galatasaray’da bunlar var mı, yok. Deniyor ki, ‘Gerets Galatasaray’a yakışmıyor, iyi teknik direktör değil.’ Peki neye göre? Geçen sezon bütün ekonomik zorluklara rağmen ve en önemlisi de yeni gelmesine rağmen karşılaştığı yokluklara göğüs gererek bu takımın şampiyonluğunda önemli bir paya sahip olmadı mı? Tabii Hakan Şükür, Hasan Şaş ve Ergün Penbe gibi geçmişte de çok zor günler yaşamış tecrübelilerin katkısını göz ardı edemeyiz. Şampiyonluğu Fenerbahçe’nin hediye ettiği görüşüne katılmıyorum. Bu bir yarışmadır, çıkıp mücadele edersin, puanları toplarsın ve ipi en önde göğüslersin. Gerets hakkında ‘devam’ kararı geç alınmıştır. İddia ediyorum, bu anlaşma zamanında yapılmış olsaydı, Galatasaray şu anda en az 7-8 puan fazla toplardı ve Fenerbahçe’nin üstünde yer alırdı, Fortis Kupası’nda da yoluna devam ederdi. Futbolcuların bundan sonra hocaya ve lige bakışları değişecektir ve bu da saha performansına olumlu yansıyacaktır.
Hakan, Ümit, Necati, Hasan Kabze, İliç... Böylesine güçlü bir forvet, nasıl bu kadar verimsiz/istikrarsız olabiliyor? İliç hariç, diğer oyuncular, takım içinde oynatılması gereken tipte isimler. Bireysel yetenekleriyle İliç gibi var olamazlar. O nedenle ancak orta alan ve kanat organizasyonlarının çoğaltılması sonucunda bu oyunculardan net istifade edebilirsiniz. Hakikaten bu 4 oyuncu Türkiye standartlarının da üzerinde. Ama bunlara rağmen sezonun ilk yarısında girdikleri net pozisyonları makul ölçüde golle sonuçlandırabilselerdi, yine yukarıda da belirttiğim gibi rakibinin puan olarak önünde olurlardı. Nitelikli bir orta saha oyuncusuna duyulan ihtiyaç ne kadar gerçekse, bu 4 futbolcunun vuruş tekniği olarak zayıf oldukları da öyle... Ceza alanında birbirleriyle iletişimleri de eksik. Kim nereye koşacak, onu bile bilmiyorlar. Top bulundukları yere düşerse ne ala, aksi taktirde kendilerine avantaj sağlayacak olan rakipten bir ‘tık’ öne geçme hamlesini yapamıyorlar. Top yuvarlar, kafa yuvarlak, bu iki yuvarlağı öpüştürerek golü yapmak da kolay iş değildir. Özellikle hava toplarında rakip sizi kolay bozar. Rakipten ‘bir tık’ öne geçmek, bunun için büyük önem taşımaktadır bir forvet oyuncusu için.
Cim Bom, Beşiktaş derbisini kazanıp, şampiyonluk veya Şampiyonlar Ligi şansını sürdürmesi için İnönü’de nasıl oynamalı? Rakip bana baskı uygulamadan, onun gözünü korkutacak darbeyi sen vurmalısın, benim futbol felsefem budur. Şöyle düşünün, insan dışındaki canlılar, genelde korktukları zaman kendilerini korumak adına saldırıya geçer. Ama futbolda bu geçerli değil. Gerets’in Ali Sami Yen’deki maçlarda yürekli, cesaretli, bol forvetli, hücuma dönük oyunlarının deplasmanlardaki karşılığı, tek forvet, arkada İliç, çift ön libero ve kaybedilen 10’larca puandır. Sen Galatasaray isen iyi mücadele edeceksin, disiplinli olacaksın, en önemlisi de her oyuncun en yakın arkadaşına fedakarca yardım edecek. Kazanmanın yolu buradan geçer. Nasıl Galatasaray, şartların lehine olduğu dönemlerde bile Fenerbahçe’ye karşı ‘sürekli kaybetme sendromu’ yaşıyor, Beşiktaş’ın da Galatasaray karşısında benzer bir handikapı var. Cim Bom’un bir büyük avantajı da bu psikolojik üstünlüktür. Galatasaray cesurca, fedakarca oynarsa ne İnönü’nün atmosferi, ne de rakibinin taktiği galibiyetini önlemeye yeter. Bu maç kazanılırsa, Galatasaray’ın şampiyonluk şansı artarak sürer.
Arda’ya Erciyesspor maçından sonra taraftarın tepkisi mi kabul edilemez, genç futbolcunun yere çakılan performansı mı? Yalnız Arda değil, tüm yıldız adaylarını abartılı övgülerle öyle bir yere getiriyoruz ki, farkında olmadan bu gençlerin omuzlarına taşıyamayacakları ağırlıkta bir yük bindiriyoruz. Sonra altında ezilirlerse de, demediğimizi bırakmıyoruz. Taraftarı, bir futbolcu hakkında her maç olağanüstü performans beklentisi içine sokarsanız, olacağı budur. Arda son dönemde ileri değil, geri sarmaya başladı. Bir futbolcunun ayakları ne zaman dursa, çenesine vurur. Sonuçta taraftar oyuncusuna karşı bu kadar hoşgörüsüz ve yıkıcı olmamalı, ama oyuncunun da performans bakımından bu kadar uçlarda dolaşmaya hakkı yok. Arda’ya son bir sözüm olacak, senin işin tribünlere laf yetiştirmek değil, sahada meziyetlerini göstermektir.
|