namdar
Yeni MaNiaCı
 Rep Gücü: 0
Rep: 0
Offline
Mesaj Sayısı: 1
www.xvidmania.com
Durumum:
|
 |
« : Mart 20, 2009, 01:12:52 » |
|
DÜNYA BARIŞINA KATKI
Neyi paylaşamıyoruz neyi? Şu üç günlük kahır dolu dünyada! Taşı mı, toprağı mı Petrol kuyularını mı Ayı mı, güneşi mi, ufukları mı Ya da; Yorgun, hantal, köhneleşmiş çağı mı?!. Neyi paylaşamıyoruz neyi? Ekvator çizgisini mi Kutupları mı Çağdaşlık, uygarlık lâfta mı yoksa Kanunlar, nizamlar rafta mı yoksa Bilemiyorum da; İnsanlığın sonu ne olacaksa?!.
Oysa paylaşmayı bilenler için; Ekmek de var, aş da var yeterince Nekesliğe ne gerek Ne gerek zorbalığa?!. Ekmeği muadil bölenler için; Üretime yönelik iş de var yeterince Hak hukuk kuralı çiğnenmiyorsa Meziyet budur bence!
Ölüm kusan silahlarla kan dökmek Can almak, can taşıyana reva mı? Çocuklar öldürülür Saf ve masum çocuklar Acımasızca tek tek! Bomba atmak âşiyâna reva mı? Bırakın da gönlünce yaşasın yavrucuklar!
Özgürlük herkesin ortak paydası Belli bir zümrenin değildir tekelinde! Zulmün ve esâretin İstilâların Kime dokunmuş ki faydası?!. Dil, ırk, kültür farkı kimin elinde Öyleyse nedir bu öfke, bu şiddet, bu kin?
Aramızdan çekilirse baronlar Denge bizim olur, güç bizim olur Kızıl derilisi de Ve siyah renklisi de Hayatın tadını tuzunu anlar Huzur, barış ortamında nitekim; İnşallah, yeni bir dünya kurulur...
Ahmet Süreyya DURNA
DEM-İ VUSLAT
Deprem olmuş tufan kopmuş farketmez, Deli gönlüm bir sevdadan çarketmez, Ne vazgeçer ne de uslanırım ben. *** Gam değil ekmeğim, aşım kesilse, Kör testere ile başım kesilse, Aşkın sofrasında beslenirim ben. *** Sırılsıklam vurgunum can dostuma, Ağma bulut! çakma şimşek üstüme! Yağmur yağmasa da ıslanırım ben. *** Enginlerde sığmaz içim içime, Oturmaz kalıba, girmez biçime, Çıkar yükseklere seslenirim ben. *** Seferber olsa da eşyanın tümü, Hiç bir kuvvet taşıyamaz yükümü, Kendi yüreğime yaslanırım ben. *** Bir elimde cımbız, birinde tarak, Körler aynasına gözsüz bakarak, Karanlık gecede süslenirim ben. *** Gücenmeyin, darılmayın boşuna, Çene çalıp yorulmayın boşuna, Altın olsam gene paslanırım ben. *** Ölüm döşeğinde en zor anımda, Sevgili! yeter ki sen ol yanımda, “Dem-i vuslat” diye hislenirim ben.
Ahmet Süreyya DURNA
TEMİNAT
Açık söylüyorum iyice dinle; Hak’tan büyük dileğimsin, böyle bil! Ölünceye kadar aşkım seninle, Baş tacımsın, teleğimsin böyle bil! *** Anla! Umudumsun çıkmadık canda; Demir attım, bekliyorum limanda. Ölçümsün, tartımsın aynı zamanda, Süzgecimsin, eleğimsin böyle bil! *** Sözlerindir kanun gibi uyduğum; Söz konusu değil, gönül koyduğum. Zevkle taşımaktan onur duyduğum, Kahrı kutsal şeleğimsin, böyle bil! *** Yusuf’un ben isem, Züleyha yüzlüm; Katı olamazsın ey yufka özlüm! Ey elma yanaklım! ey bâdem gözlüm! Mor dutumsun, çileğimsin böyle bil! *** Yaşadığım kutlu çağsın kuşkusuz, Yaslandığım karlı dağsın kuşkusuz, Çevremi kuşatan “ağ”sın kuşkusuz, Koruyucu yeleğimsin böyle bil! *** Turna katarından seçilmezimsin, Kıymetinle paha biçilmezimsin, Gerçek şu ki, tek vazgeçilmezimsin, Melîkemsin, meleğimsin böyle bil!
Ahmet Süreyya DURNA
GENÇLİK EFSANESİ
Anafor gibiydik gönül tasında Gençliğimiz bizden farımadan önce Çiğ düşerdi üstümüze şafakta Bağrımıza deli rüzgâr eserdi Sararıp kurumadan önce Göğ ekin gibiydik şu hayat tarlasında Heyhat! Ayağı sekili gözü sürmeli Alnı sakar haşarı tay gibiydik Durup dinlenmek nedir ki yorulmak nedir Bilmezdik nicedir Ve âdetâ bir çelik yay gibiydik Heyhat!
Sığmazdık kabımıza kabuğumuza Heyecanlıydık Kalaycı körüğünden farksızdı yüreğimiz Patlamaya hazır volkan gibiydik Beyine sıçrayan kan gibiydik doğrusu Tâbir-i câizse eğer Çiçeği burnunda delikanlıydık Heyhat! Düşünce ufkumuz tahayyülümüz Sonsuza açılan kapıydı sanki İhtilâl yapardık sıfır üç sularında Ay ışığında Devlerin uykuya daldığı anda Vira kamçılanan cesaretimiz Göğsümüzde kargir yapıydı sanki Heyhat!
Biz idik Zaloğlu Rüstem evet Şâh-ı Merdan Ali biz idik ahey! Ya öyle inanırdık Ya da kendimizi öyle sanırdık Dik bakışlı Aslanların yatağı Yiğitlerin merkez üssü otağı Köroğlu’nun Çamlıbel’i biz idik ahey! Şahbazları gözünden gölgesinden tanırdık Heyhat! Sonunda anlaşılan görünen veçhesiyle Hazin ve gerçek olan Silüetten ibaretmiş o netâmeli hayat Gayrısı yalan... Ömür yıldızımız kaymak üzere Tadı yok böylece bitkisel yaşamanın Hava kirli ekmek küflü su bayat Hâsılı gidip de dönmeyenlerin Biz de gideceğiz gittiği yere Heyhat! Ahmet Süreyya DURNA
AŞK SİTEMİ
Bırak! senin için yansın yüreğim, Ne olur, su dökme aşk közüme yâr! *** Düştüğümden beri sevda çölüne, Neler konuşulur bak izime yâr! *** Dolaşır üstümde kara bulutlar, Şimşekler çakanda can özüme yâr! *** Kolay mı katlanmak infirakına, Hayâlin görünür hep gözüme yâr! *** Harcıâlem lütuf beklemiyorum, Yeter ki birazcık gül yüzüme yâr! *** İstirhamım ömürde bir kefâret, Muallâ başını koy dizime yâr! *** Gayr-i samimilik yapım değildir, Sadâkat yükledim her sözüme yâr! *** Kâbuslar kuşatır çevre yanımı, Geceler ağmada gündüzüme yâr! .............................................. Bırak! senin için yansın yüreğim, Ne olur, su dökme aşk közüme yâr!
Ahmet Süreyya DURNA
SAYIKLAMA
Bir cümbüş ki gönül gezegenimde, Anonim halay mı hora mı bilmem. Cinler cirit atar, ifritler oynar, Bayram mı düğün mü töre mi bilmem. Bir cümbüş ki gönül gezegenimde... *** Orkestra seansı başlar birazdan, Resital sunulur taksim-i sazdan, Şuh peri kızları hoşlanır nazdan, Raks için peşrev mi ara mı bilmem. Bir cümbüş ki gönül gezegenimde... *** Ay tebessüm eder, güneş göz kırpar, Samanyolu sevincinden el çarpar, Tüm galaksilerde kutsal tören var, Burası ütopik yöre mi bilmem. Bir cümbüş ki gönül gezegenimde... *** Sonsuzluğun sona erdiği yerde, İzimi kaybettim başka izlerde, Esrarlı göklerde, uç denizlerde, Ruh hâlim tufan mı bora mı bilmem. Bir cümbüş ki gönül gezegenimde... *** Gördüğüm gerçek mi hayâl mi düş mü? Veyahut kabuktan “öz”e dönüş mü? Bir yanıp tutuşma bir göyünüş mü? Hasılı kriz mi sara mı bilmem. Bir cümbüş ki gönül gezegenimde... *** Yadırgadım içimdeki âlemi, Yoksa bu hâl sihri müdahale mi?! Ne yazmışsa odur kudret kalemi, Alın yazım ak mı kara mı bilmem. Bir cümbüş ki gönül gezegenimde...
Ahmet Süreyya DURNA
PLATONİK AŞK
Sanki kaygan bir zeminde, Yürüyorum biteviye. Peşimden ağır gölgemi, Sürüyorum biteviye. *** Deli gönlüm dert sâhibi, Bulanık görünmez dibi. Bir aşkı sarmaşık gibi, Sarıyorum biteviye. *** Gam taşırım harman harman, Kesildi dizimde derman. Canan için can alıp can Veriyorum biteviye. *** Aklım oynar yâr dendi mi, Coşar yıkarım bendimi. Kırık aynada kendimi, Görüyorum biteviye. *** Dilimde gizemli isim, Kalbime kazınan resim, Ben Mecnunsam bu Leyla kim? Soruyorum biteviye. *** Bağım dökse de gazeli, Varsın essin sevda yeli. Hayâlimdeki güzeli, Arıyorum biteviye. *** Nereye dönsem yönümü, Kör aşk kapatır önümü. Günüm tutmuyor günümü, Eriyorum biteviye.
Ahmet Süreyya DURNA
ANADOLU KADINI ANNEM
O, cefakâr Anadolu kadını! Ve adı üstünde: Anadır annem Bilirim, sarsılmaz itikadını Çünkü doğruluktan yanadır annem *** Ölçülmeye gelmez, büyüktür çapı Sevgiye açılan bir ulu kapı Merhamet mülkünde en muhkem yapı Esas koruyucu binadır annem *** Güldükçe gül açar yüzünde renk renk Ondadır teennî, ondadır âhenk Sayfalar dolusu kitaplara denk Mücerret, mukaddes mânadır annem *** Yürüyende eşkin kır ata benzer Azimde, sabırda Ferhat’a benzer Hıçkırışı; Dicle, Fırat’a benzer Mahzun çağlayışlı Tuna’dır annem *** Kader bükmüş olsa bile belini Daha saklar duvağının telini Köyün umur görmüş saygın gelini İsmiyle müsemmâ Suna’dır annem *** Hizmet limanında bir sessiz gemi Körün kılavuzu, kelin merhemi Hastanın sayrının; ilacı emi Yetimin saçında kınadır annem *** O, başlı başına murakabedir Ve o bir sırattır, bir akabedir Mecazî anlamda kutsal Kâbe’dir Safa’dır, Merve’dir, Mina’dır annem *** “Hanım Ana” derler saygı gereği Belli ki toplumun çarpan yüreği Hakkın rızasıdır bütün ereği Hasletlerle dolu rânâdır annem Ahmet Süreyya DURNA
SONA DOĞRU
Ömrümüzü yedi yıllar Sabah derken akşam derken Yaklaştı menzile yollar Sabah derken akşam derken *** Ufkumuzu sardı duman Kararmaktadır âsuman Gölge gibi geçti zaman Sabah derken akşam derken *** Kâh durulduk kâh bulandık Boşlukta boşa dolandık İşin aslı oyalandık Sabah derken akşam derken *** Yorgun düştü devran atı Bitti yarış saltanatı Bir gün çökecek bu çatı Sabah derken akşam derken *** Akılsız baş neye yarar? Dünyalık sermâye arar Eyvah! gene ettik zarar Sabah derken akşam derken *** Yaşayanlar ölecektir Ölüm ki şaşmaz gerçektir Sıra bize gelecektir Sabah derken akşam derken
Ahmet Süreyya DURNA
Kaynak: Şiirler, Şairin "Şafak Taarruzu" adlı eserinden alıntıdır.
|