Mart 13, 2010, 01:08:10 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Trafiğe çıkmadan önce bu videoyu mutlaka izleyin


 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Son Konular Giriş Yap Kayıt  







Reklam vermek için tıkla
(Aylık 30 YTL)
Reklam Alanı
Bu Alana Reklam Verebilirsiniz
www.xvidmania.com
Reklam vermek için tıkla
(Aylık 30 YTL)
Reklam Alanı
Bu Alana Reklam Verebilirsiniz
www.xvidmania.com
Reklam vermek için tıkla
(Aylık 30 YTL)
Reklam Alanı
Bu Alana Reklam Verebilirsiniz
www.xvidmania.com
Reklam vermek için tıkla
(Aylık 30 YTL)
Reklam Alanı
Bu Alana Reklam Verebilirsiniz
www.xvidmania.com
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ahmet Süreyya DURNA Şiirleri  (Okunma Sayısı 1527 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
namdar
Yeni MaNiaCı
*

Rep Gücü: 0
Rep: 0


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1

www.xvidmania.com



Durumum:

« : Mart 20, 2009, 01:12:52 »

      

DÜNYA BARIŞINA KATKI

Neyi paylaşamıyoruz neyi?
Şu üç günlük kahır dolu dünyada!
Taşı mı, toprağı mı
Petrol kuyularını mı
Ayı mı, güneşi mi, ufukları mı
Ya da;
Yorgun, hantal, köhneleşmiş çağı mı?!.
                 
Neyi paylaşamıyoruz neyi?
Ekvator çizgisini mi
Kutupları mı
Çağdaşlık, uygarlık lâfta mı yoksa
Kanunlar, nizamlar rafta mı yoksa
Bilemiyorum da;
İnsanlığın sonu ne olacaksa?!.

Oysa paylaşmayı bilenler için;
Ekmek de var, aş da var yeterince
Nekesliğe ne gerek
Ne gerek zorbalığa?!.
Ekmeği muadil bölenler için;
Üretime yönelik iş de var yeterince
Hak hukuk kuralı çiğnenmiyorsa
Meziyet budur bence!

Ölüm kusan silahlarla kan dökmek
Can almak, can taşıyana reva mı?
Çocuklar öldürülür
Saf ve masum çocuklar
Acımasızca tek tek!
Bomba atmak âşiyâna reva mı?
Bırakın da gönlünce yaşasın yavrucuklar!

Özgürlük herkesin ortak paydası
Belli bir zümrenin değildir tekelinde!
Zulmün ve esâretin
İstilâların
Kime dokunmuş ki faydası?!.
Dil, ırk, kültür farkı kimin elinde
Öyleyse nedir bu öfke, bu şiddet, bu kin?

Aramızdan çekilirse baronlar
Denge bizim olur, güç bizim olur
Kızıl derilisi de
Ve siyah renklisi de
Hayatın tadını tuzunu anlar
Huzur, barış ortamında nitekim;
İnşallah, yeni bir dünya kurulur...

                        Ahmet Süreyya DURNA


          DEM-İ VUSLAT

Deprem olmuş tufan kopmuş farketmez,
Deli gönlüm bir sevdadan çarketmez,
Ne vazgeçer ne de uslanırım ben.
                      ***
Gam değil ekmeğim, aşım kesilse,
Kör testere ile başım kesilse,
Aşkın sofrasında beslenirim ben.
                      ***
Sırılsıklam vurgunum can dostuma,
Ağma bulut! çakma şimşek üstüme!
Yağmur yağmasa da ıslanırım ben.
                      ***
Enginlerde sığmaz içim içime,
Oturmaz kalıba, girmez biçime,
Çıkar yükseklere seslenirim ben.
                      ***
Seferber olsa da eşyanın tümü,
Hiç bir kuvvet taşıyamaz yükümü,
Kendi yüreğime yaslanırım ben.
                      ***
Bir elimde cımbız, birinde tarak,
Körler aynasına gözsüz bakarak,
Karanlık gecede süslenirim ben.
                      ***
Gücenmeyin, darılmayın boşuna,
Çene çalıp yorulmayın boşuna,
Altın olsam gene paslanırım ben.
                      ***
Ölüm döşeğinde en zor anımda,
Sevgili! yeter ki sen ol yanımda,
“Dem-i vuslat” diye hislenirim ben.

             Ahmet Süreyya DURNA


                TEMİNAT 

Açık söylüyorum iyice dinle;
Hak’tan büyük dileğimsin, böyle bil!
Ölünceye kadar aşkım seninle,
Baş tacımsın, teleğimsin böyle bil!
                     ***
Anla! Umudumsun çıkmadık canda;
Demir attım, bekliyorum limanda.
Ölçümsün, tartımsın aynı zamanda,
Süzgecimsin, eleğimsin böyle bil!
                     ***
Sözlerindir kanun gibi uyduğum;
Söz konusu değil, gönül koyduğum.
Zevkle taşımaktan onur duyduğum,
Kahrı  kutsal şeleğimsin, böyle bil!
                     ***
Yusuf’un ben isem, Züleyha yüzlüm;
Katı olamazsın ey yufka özlüm!
Ey elma yanaklım! ey bâdem gözlüm!
Mor dutumsun, çileğimsin böyle bil!
                     ***
Yaşadığım kutlu çağsın kuşkusuz,
Yaslandığım karlı dağsın kuşkusuz,
Çevremi kuşatan “ağ”sın kuşkusuz,
Koruyucu yeleğimsin böyle bil!
                     ***
Turna katarından seçilmezimsin,
Kıymetinle paha biçilmezimsin,
Gerçek şu ki, tek vazgeçilmezimsin,
Melîkemsin, meleğimsin böyle bil!

                  Ahmet Süreyya DURNA


       GENÇLİK EFSANESİ

Anafor gibiydik gönül tasında
Gençliğimiz bizden farımadan önce
Çiğ düşerdi üstümüze şafakta
Bağrımıza deli rüzgâr eserdi
Sararıp kurumadan önce
Göğ ekin gibiydik şu hayat tarlasında
Heyhat!
 
Ayağı sekili gözü sürmeli
Alnı sakar haşarı tay gibiydik
Durup dinlenmek nedir ki yorulmak nedir
Bilmezdik nicedir
Ve âdetâ bir çelik yay gibiydik
Heyhat!

Sığmazdık kabımıza kabuğumuza
Heyecanlıydık
Kalaycı körüğünden farksızdı yüreğimiz
Patlamaya hazır volkan gibiydik
Beyine sıçrayan kan gibiydik doğrusu
Tâbir-i câizse  eğer
Çiçeği burnunda delikanlıydık
Heyhat!               
                 
Düşünce ufkumuz tahayyülümüz
Sonsuza açılan kapıydı sanki
İhtilâl yapardık sıfır üç sularında
Ay ışığında
Devlerin uykuya daldığı anda
Vira kamçılanan cesaretimiz
Göğsümüzde kargir yapıydı sanki
Heyhat!

Biz idik Zaloğlu Rüstem evet
Şâh-ı Merdan Ali biz idik ahey!
Ya öyle inanırdık
Ya da kendimizi öyle sanırdık
Dik bakışlı Aslanların yatağı
Yiğitlerin merkez üssü otağı
Köroğlu’nun Çamlıbel’i biz idik ahey!
Şahbazları gözünden gölgesinden tanırdık
Heyhat!
                 
Sonunda anlaşılan görünen veçhesiyle
Hazin ve gerçek olan
Silüetten ibaretmiş o netâmeli hayat
Gayrısı yalan...
Ömür yıldızımız kaymak üzere
Tadı yok böylece bitkisel yaşamanın
Hava kirli ekmek küflü su bayat
Hâsılı gidip de dönmeyenlerin
Biz de gideceğiz gittiği yere
Heyhat!
 
                Ahmet Süreyya DURNA


          AŞK SİTEMİ

Bırak! senin için yansın yüreğim,
Ne olur, su dökme aşk közüme yâr!
                     ***
Düştüğümden beri sevda çölüne,
Neler konuşulur bak izime yâr!
                     ***
Dolaşır üstümde kara bulutlar,
Şimşekler çakanda can özüme yâr!
                     ***
Kolay mı katlanmak infirakına,
Hayâlin görünür hep gözüme yâr!
                     ***
Harcıâlem lütuf beklemiyorum,
Yeter ki birazcık gül yüzüme yâr!
                     ***
İstirhamım ömürde bir kefâret,
Muallâ başını koy dizime yâr!
                     ***
Gayr-i samimilik yapım değildir,
Sadâkat yükledim her sözüme yâr!
                     ***
Kâbuslar kuşatır çevre yanımı,
Geceler ağmada gündüzüme yâr!
..............................................
Bırak! senin için yansın yüreğim,
Ne olur, su dökme aşk közüme yâr!

                 Ahmet Süreyya DURNA


               SAYIKLAMA

Bir cümbüş ki gönül gezegenimde,
Anonim halay mı hora mı bilmem.
Cinler cirit atar, ifritler oynar,
Bayram mı düğün mü töre mi bilmem.
      Bir cümbüş ki gönül gezegenimde...
                       ***
Orkestra seansı başlar birazdan,
Resital sunulur taksim-i sazdan,
Şuh peri kızları hoşlanır nazdan,
Raks için peşrev mi ara mı bilmem.
      Bir cümbüş ki gönül gezegenimde...
                       ***
Ay tebessüm eder, güneş göz kırpar,
Samanyolu sevincinden el çarpar,
Tüm galaksilerde kutsal tören var,
Burası ütopik yöre mi bilmem.
      Bir cümbüş ki gönül gezegenimde...
                       ***
Sonsuzluğun sona erdiği yerde,
İzimi kaybettim başka izlerde,
Esrarlı göklerde, uç denizlerde,
Ruh hâlim tufan mı bora mı bilmem.
      Bir cümbüş ki gönül gezegenimde...
                       ***
Gördüğüm gerçek mi hayâl mi düş mü?
Veyahut kabuktan “öz”e dönüş mü?
Bir yanıp tutuşma bir göyünüş mü?
Hasılı kriz mi sara mı bilmem.
      Bir cümbüş ki gönül gezegenimde...
                       ***
Yadırgadım içimdeki âlemi,
Yoksa bu hâl sihri müdahale mi?!
Ne yazmışsa odur kudret kalemi,
Alın yazım ak mı kara mı bilmem.
      Bir cümbüş ki gönül gezegenimde...

              Ahmet Süreyya DURNA


 PLATONİK AŞK

Sanki kaygan bir zeminde,
Yürüyorum biteviye.
Peşimden ağır gölgemi,
Sürüyorum biteviye.
              ***
Deli gönlüm dert sâhibi,
Bulanık görünmez dibi.
Bir aşkı sarmaşık gibi,
Sarıyorum biteviye.
              ***
Gam taşırım harman harman,
Kesildi dizimde derman.
Canan için can alıp can
Veriyorum biteviye.
              ***
Aklım oynar yâr dendi mi,
Coşar yıkarım bendimi.
Kırık aynada kendimi,
Görüyorum biteviye.
              ***
Dilimde gizemli isim,
Kalbime kazınan resim,
Ben Mecnunsam bu Leyla kim?
Soruyorum biteviye.
              ***
Bağım dökse de gazeli,
Varsın essin sevda yeli.
Hayâlimdeki güzeli,
Arıyorum biteviye.
              ***
Nereye dönsem yönümü,
Kör aşk kapatır önümü.
Günüm tutmuyor günümü,
Eriyorum biteviye.

    Ahmet Süreyya DURNA


ANADOLU KADINI  ANNEM

O, cefakâr Anadolu kadını!
Ve adı üstünde: Anadır  annem
Bilirim, sarsılmaz itikadını
Çünkü doğruluktan yanadır annem
                   ***
Ölçülmeye gelmez, büyüktür çapı
Sevgiye açılan bir ulu kapı
Merhamet mülkünde en muhkem yapı
Esas koruyucu binadır annem
                   ***
Güldükçe gül açar yüzünde renk renk
Ondadır teennî, ondadır âhenk
Sayfalar dolusu kitaplara denk
Mücerret, mukaddes mânadır annem
                   ***
Yürüyende eşkin kır ata benzer
Azimde, sabırda Ferhat’a benzer
Hıçkırışı; Dicle, Fırat’a benzer
Mahzun çağlayışlı Tuna’dır annem
                   ***
Kader bükmüş olsa bile belini
Daha saklar duvağının telini
Köyün umur görmüş saygın gelini
İsmiyle müsemmâ Suna’dır annem
                   ***
Hizmet limanında bir sessiz gemi
Körün kılavuzu, kelin merhemi
Hastanın sayrının; ilacı emi
Yetimin saçında kınadır annem
                   ***
O, başlı başına murakabedir
Ve o bir sırattır, bir akabedir
Mecazî anlamda kutsal Kâbe’dir
Safa’dır, Merve’dir, Mina’dır annem
                   ***
“Hanım Ana” derler saygı gereği
Belli ki toplumun çarpan yüreği
Hakkın rızasıdır bütün ereği
Hasletlerle dolu rânâdır annem
 
                    Ahmet Süreyya DURNA


      SONA DOĞRU

Ömrümüzü yedi yıllar
Sabah derken akşam derken
Yaklaştı menzile yollar
Sabah derken akşam derken
              ***
Ufkumuzu sardı duman
Kararmaktadır âsuman
Gölge gibi geçti zaman
Sabah derken akşam derken
              ***
Kâh durulduk kâh bulandık
Boşlukta boşa dolandık
İşin aslı oyalandık
Sabah derken akşam derken
              ***
Yorgun düştü devran atı
Bitti yarış saltanatı
Bir gün çökecek bu çatı
Sabah derken akşam derken
              ***
Akılsız baş neye yarar?
Dünyalık sermâye arar
Eyvah! gene ettik zarar
Sabah derken akşam derken
              ***
Yaşayanlar ölecektir
Ölüm ki şaşmaz gerçektir
Sıra bize gelecektir
Sabah derken akşam derken

     Ahmet Süreyya DURNA



Kaynak: Şiirler, Şairin "Şafak Taarruzu" adlı eserinden alıntıdır.
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

İstatistikler
Üye: 68.935
Mesaj: 246.550
Konu: 11.080

Son Üyemiz coytari
XviDMania'ya Hoşgeldin
Mania Menü
Eski Yerli Filmler
Yerli Diziler
Yabancı Diziler
Yabancı Filmler
CCF & Cryptload

Son 10 Konu
- HZ.ÖMERİN ADALETİ ORJİNA...
- Beklenmeyen Randevu (1...
- İntikamcı (1986)Serdar -...
- Üç Dev Adam - Aytekin Ak...
- Arap Bilo-ilyas salman,b...
- filim bitti (1987) - kad...
- Para - Tarik Akan, Perih...
- Fırtına Kemal (1972), Ta...
- Yarin Agliyacagim - Hüly...
- Bu Osman Baska Osman - S...
Reklam



Toplistler



Dost Siteler
AlemSanaL



MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks


XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!

Bu Sayfa 0.32 Saniyede 25 Sorgu ile Oluşturuldu

Google ve orumceklerin son ziyareti Mart 06, 2010, 16:19:36